existentialism - varoluşçuluk

20. yüzyılın ilk yarısında Avrupa’da ortaya çıkan varoluşçuluk, 1940-1950 yılları arasında, kıtadaki egemen felsefe ve edebiyat akımı olmuştur. Varoluşçuluğu tanıtmada, bu akımın kavramlarını popüler hale getirmede rol oynayanların başında Fransız filozof ve yazar Jean Paul Sartre (1905-1980) gelir. Varoluşçuluk yaşamın anlamı ve insanların varoluş amacı üzerinde durur, varoluştaki bireysel özgürlük ve seçimleri vurgular. Rasyonel olmayan bir dünyada rasyonel kararlar vermeye çalışan insanın yaşamdaki anlamını, onun varoluş nedenini tanımlar. Metafizik ve akılcı kesinliği vurgulayan, sistematik felsefeden uzaklaşan varoluşçuluk verili ve rastlantısal olan bir dünyaya “atılmış” olan insanın somut varoluşuna odaklanır. Dünyayla öznel bir bilinç olarak karşılaşan insan “saçma” ve amaçsız bir evrende kendi anlam ve değerlerini oluşturmaya, bu işi de akılcı kesinliği kullanmaksızın gerçekleştirmeye mahkûmdur. Varoluşçuluk insan davranışını anlamada, bu anlayışa uygun terapi teknikleri geliştirmede de kullanılmıştır. Ancak varoluşçulukta, tekniklere bağımlılık yoktur. Varoluşculuğa göre, böyle bir yaklaşım, gerçek ilişkilerin derinlemesine ve doğrudan anlaşılmasına engeldir. [Öncüler: Hollandalı filozof Sooren Kirkegaard (1813-1855), Alman filozof Friedrich Nietzsche (1844-1900), Alman filozof Martin Heidegger (1889-1976)] bakınız: fenomenoloji , hümanist psikoloji, varoluşçu psikoloji , varoluşçu psikoterapi karşılaştırınız: kişicilik, pozitif bilim

Alan Adı:
  • Kuram, Model ve Yaklaşımlar: Genel

paylaşım

atıf için

Karakaş, S. (2017). Prof. Dr. Sirel Karakaş Psikoloji Sözlüğü:
Bilgisayar Programı ve Veritabanı - www.psikolojisozlugu.com (sürüm: 5.2.0/2022)